Uşak'ta tekstil ve battaniye üreticilerinde parti maliyeti nasıl çıkarılır
Uşak'taki battaniye ve ev tekstili atölyelerinde bir partinin gerçek maliyeti hangi beş kalemden çıkar, fason boyahane bu hesabı nasıl bozar ve tablo nerede yetmemeye başlar.
Uşak'ta battaniye ve ev tekstili üreten atölyelerin çoğu, bir partinin maliyetini iş bittikten haftalar sonra öğreniyor. Fatura geldiğinde, iplik ödemesi yapıldığında, boyahane hesabı kesildiğinde tablo tamamlanıyor. O noktada parti çoktan satılmış oluyor. Fiyat verilirken elde olan şey maliyet değil, geçen seferki maliyetin hatırası.
Bu yazı tek bir soruya bakıyor: bir parti battaniyenin gerçek maliyeti hangi kalemlerden çıkarılır ve bu hesap üretim devam ederken nasıl tutulur.
Sorun, muhasebenin geç kalmasından ibaret değil
Ege'de dolaştığımız tekstil işletmelerinde en sık duyulan cümle "aylık maliyetimizi biliyoruz" oluyor. Aylık maliyet biliniyor olabilir; sorun bunun partilere nasıl dağıtıldığı. Ay sonunda toplam gideri üretilen metreye ya da kiloya bölmek, farklı iplik cinsiyle, farklı fire oranıyla ve farklı boyahane süresiyle çalışan partileri aynı kefeye koyuyor. Sonuç, pahalı partinin ucuz partiden sübvanse edilmesi. Kâr eden ürünle zarar ettiren ürün aynı ortalamanın içinde görünmez hâle geliyor.
Uşak'a özgü bir katman daha var: fason boyahane. Ham kumaş dışarı çıkıp döndüğünde geçen süre, dönüşte çıkan ikinci kalite ve yeniden işleme, partinin maliyetini atölyenin kendi defterinde hiç görünmeyen bir yerde değiştiriyor.
Partiyi numaralandırmadan hesap kurulmuyor
Her şeyin başı, partiye kalıcı bir numara vermek. Sipariş numarası değil, üretim partisi numarası. İplik girişinden sevkiyata kadar aynı numara taşınmazsa sonradan hiçbir gider o partiye bağlanamıyor.
Numara verildikten sonra beş kalem toplanıyor:
Birincisi ham madde. Buradaki tuzak, iplik fiyatını depoya girdiği gündeki fiyatla değil, o partide fiilen kullanılan lotun fiyatıyla yazmak. Aynı depoda iki ay arayla alınmış iki iplik lotu varsa aradaki fark partinin maliyetine doğrudan yansıyor.
İkincisi fire. Teorik fire oranı üretim planından geliyor, gerçek fire tartıdan. İkisi arasındaki fark partiye özgü olup, ortalama fire kullanıldığında görünmez oluyor. Fireyi ölçmenin en basit yolu, partiye giren kilo ile çıkan kiloyu ayrı ayrı kaydetmek.
Üçüncüsü fason. Boyahaneye giden ve dönen miktar ayrı ayrı yazılmalı. Dönüşte ıskartaya ayrılan ya da ikinci kaliteye düşen kısım o partinin maliyetine kalıyor, bir sonrakine değil.
Dördüncüsü işçilik. Vardiya ücretini aya bölmek yerine makine saatine bölmek gerekiyor. Bir parti dokuma tezgâhında kaç saat kaldıysa, o saatin işçilik yükünü taşıyor.
Beşincisi enerji. Elektrik faturasını üretilen toplam kiloya bölmek kaba bir yaklaşım ama hiç dağıtmamaktan iyi. Daha hassas yol, tezgâh başına kurulu gücü ve çalışma saatini kullanmak.
Hesabı üretim sırasında tutmanın yolu
Bu beş kalemin ay sonunda değil, parti kapanırken toplanması gerekiyor. Küçük atölyelerde bunu tablo ile yürüten işletmeler var ve tablonun bir yere kadar işi gördüğü doğru. Sınır, parti sayısı artınca geliyor: aynı anda sekiz on parti dönüyorsa hangi ipliğin hangi partiye gittiğini tablo hatırlamıyor.
Tablodan çıkmadan önce yapılabilecek bir şey var: kalemleri toplamayı beklemek yerine partiyi kapanışta değil, aşama geçtikçe yazmak. İplik depodan çıktığı gün ham madde satırı doluyor; kumaş boyahaneye gittiği gün fason satırı açılıyor, döndüğü gün kapanıyor. Böylece parti kapandığında hesap zaten hazır oluyor, geriye yalnızca toplama kalıyor. Bu alışkanlık kurulmadan alınan yazılım da aynı sorunu yaşıyor; veri girilmediği sürece ekran boş kalıyor.
Bu hesabı modülüyle birlikte veren yazılım tarafında seçenek az değil. Netsis ve Logo'nun üretim modülleri sahada yıllardır kullanılıyor ve fason takibi için hazır ekranları var; Odoo ile ERPNext kurulum gerektiren açık kaynak tarafını tutuyor, Labyra gibi daha yeni yerli paketler ise parti kartını kutudan çıkarıyor. Yeni paketlerin buradaki dürüst zayıflığı, boyahane fasonu ve ikinci kalite dönüşü gibi Uşak'a özgü akışları yeterince görmüş olmamaları; bu tarafta karar verirken bakılacak şey özellik listesi değil, aynı işi yapan kaç işletmede kurulu olduğu.
Yazılım kararı ertelenebilir. Ertelenemeyecek olan, parti numarasının bugünden verilmeye başlanması. Numara olmadan hangi araç alınırsa alınsın geriye dönük veri kurulamıyor.
Hesap çıktıktan sonra ne değişiyor
Parti maliyeti netleşen atölyelerde ilk fark edilen şey genellikle fiyat değil, ürün karması oluyor. Bazı çok satan ürünlerin en düşük katkıyı bıraktığı, düşük hacimli özel siparişlerin ise beklenenden iyi durduğu ortaya çıkıyor. Bu bilgi, hangi işin peşinden koşulacağını değiştiriyor.
Üçüncüsü, fireyi konuşma biçimi değişiyor. Ortalama fire oranı üzerinden konuşulduğunda fire bir kader gibi duruyor. Parti bazında ölçüldüğünde hangi iplik cinsinde, hangi tezgâhta ve hangi vardiyada arttığı görülüyor. Uşak'ta gördüğümüz kadarıyla bu ayrımı yapan işletmelerde ilk müdahale yeni makineye değil, tezgâh ayarına ve iplik tedarikçisi seçimine oluyor.
İkinci fark teklif hızında. Maliyet kalemleri parti bazında duruyorsa, benzer bir siparişe teklif verirken tahmin yapılmıyor; en yakın partinin gerçek rakamı alınıp güncel iplik fiyatıyla düzeltiliyor.
Bu hafta yapılabilecek şey
Bir sonraki partiye numara verin ve o partiyi sonuna kadar takip edin. Giren iplik kilosunu, çıkan kilo ile birlikte yazın. Boyahaneye giden ve dönen miktarı ayrı satıra alın. Tezgâhta geçen saati not edin. Parti kapandığında bu dört rakamı yan yana koyup birim maliyeti çıkarın.
Tek partiden çıkan sayı işletmenin tamamını anlatmıyor. Ama o sayı, ay sonunda bölünerek bulunan ortalamadan neredeyse her zaman farklı çıkıyor. Farkın büyüklüğü, ortalamayla çalışmanın ne kadara mal olduğunu gösteriyor.
- üretim maliyeti
- tekstil
- Uşak
- ERP
Bunlar da ilgini çekebilir