Tekstil boyahanelerinde su ve kimyasal tüketimini ölçmenin pratik yolu
Ege’deki boyahanelerde su ve kimyasal gideri çoğu zaman fatura düzeyinde kalıyor. Litre/kg ve kimyasal TL/kg oranlarıyla başlayan, parti kaydına inen bir ölçüm düzeni.
Ege'de boyahane kapısından içeri girdiğinizde ilk fark edilen şey ısı ve buhar oluyor. İkinci fark edilen şeyse, çoğu tesiste kimsenin o buharın kaç lira ettiğini tam olarak bilmemesi. Denizli, Buldan, Torbalı ve Menemen hattındaki tesislerde tekrar tekrar karşılaşılan tablo şu: aylık su faturası ile kimyasal alım faturası ayrı ayrı takip ediliyor, ama ikisi de üretilen kumaşın kilogramına bölünmüş halde kimsenin önünde durmuyor.
Oysa boyahane ekonomisinde asıl kaldıraç orada. Enerji ve kimyasal, işletmenin en oynak gider kalemleri; ikisi de doğrudan reçeteye, flotte oranına ve makine doluluğuna bağlı. Ölçülmediklerinde ise iyileşme tesadüfe kalıyor.
Faturadan başlayan bir ölçüm
Sayaç yatırımı yapmadan da başlanabilir. Elde zaten üç veri var: su faturasındaki metreküp, kimyasal alım faturalarındaki kilogram ve üretim kaydındaki boyalı kumaş kilosu. Bu üçü aynı aya ait olduğunda ortaya iki oran çıkıyor:
- Litre/kg: aylık toplam su tüketimi (litre) bölü aylık boyanan kumaş (kg)
- Kimyasal TL/kg: aylık kimyasal gideri bölü aylık boyanan kumaş (kg)
Bu iki sayıyı altı ay geriye doğru hesaplayıp yan yana koymak, çoğu tesiste ilk şaşkınlığı yaratan adım oluyor. Aylar arasındaki fark genelde beklenenden büyük çıkıyor ve farkın sebebi araştırıldığında ortaya sipariş karması, parti büyüklüğü ya da belirli bir rengin yoğunlaştığı dönem çıkıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken bir tuzak var: kumaş kilosu ile sipariş metresi karıştırılırsa oran anlamını yitiriyor. Gramajı farklı iki kumaş aynı metrede çok farklı su istiyor. Ölçünün paydası her zaman kilogram olmalı.
Parti bazına inmek
Aylık oran bir termometre; nerede ateş olduğunu söylemiyor. Bunun için ölçümün parti seviyesine inmesi gerekiyor ve burada devreye makine başındaki kayıt giriyor.
Sahada gördüğümüz en pratik yöntem, boya makinesinin başına asılan tek sayfalık bir form. Parti numarası, kumaş kilosu, flotte oranı, kaç kez durulama yapıldığı, proses başlangıç ve bitiş saati. Beş alan, otuz saniyelik iş. Bu form bir ay boyunca doldurulduğunda elde kalan şey, hangi reçetenin hangi makinede ne kadar su yediğine dair gerçek bir tablo oluyor.
Flotte oranı bu tablonun kalbi. 1:8 ile 1:6 arasındaki fark, aynı kumaş için partide birkaç ton su demek. Ama flotte oranını düşürmek her reçetede mümkün değil; makine tipi, kumaş cinsi ve renk derinliği sınırı belirliyor. Ölçüm burada karar vermiyor, sadece hangi reçetelerin konuşulmaya değer olduğunu gösteriyor.
Durulama sayısı ikinci kalem. Birçok tesiste durulama adedi reçetede değil, operatörün alışkanlığında yaşıyor. "Bir tane daha atalım, garanti olsun" cümlesi, yıl sonunda ciddi bir metreküp anlamına geliyor. Ölçüm bu cümlenin maliyetini görünür kılıyor; kalite riskini almak ya da almamak yine tesisin kararı.
Kimyasal tarafında stok ile tüketimi ayırmak
Kimyasal ölçümünde en sık yapılan hata, alım faturasını tüketim sanmak. Toplu alım yapılan bir ayda gider yükseliyor, ertesi ay düşüyor; oysa tüketim ikisinde de aynı olabiliyor.
Doğrusu basit bir stok denklemi:
Dönem tüketimi = dönem başı stok + dönem alımı − dönem sonu stok
Bunun için ayda bir kez, tercihen ay sonunda, kimyasal deposunda fiziki sayım yapmak gerekiyor. Bidon adedi ve yaklaşık doluluk yeterli; laboratuvar hassasiyeti aranmıyor. Üç ay üst üste yapılan sayım, alım eğrisi ile tüketim eğrisinin ne kadar ayrıştığını gösteriyor.
Sayım sırasında ikinci bir kazanç daha çıkıyor: raf ömrü geçmiş ya da artık kullanılmayan reçetelere ait kimyasallar. Ege'deki birçok boyahanede depo köşesinde yıllardır duran bidonlar var ve bunlar hem para hem de bertaraf yükümlülüğü taşıyor.
Atık su tarafı da aynı defterin sayfası
Su tüketimini ölçmek, atık su maliyetini de ölçmeye başlamak demek. Organize sanayi bölgelerindeki merkezi arıtma bedelleri debiye ve kirlilik yüküne göre işliyor; içeri giren her metreküp, çıkışta da bir bedel oluşturuyor.
Bu iki kalemi ayrı ayrı takip eden tesisler, su tasarrufunun getirisini olduğundan küçük hesaplıyor. Bir metreküp suyun gerçek maliyeti, alım bedeli ile deşarj bedelinin toplamı; üstelik ısıtılmış su söz konusuysa buna doğal gaz da ekleniyor. Sıcak durulamayı bir kez azaltmanın getirisi, sadece su faturasına bakıldığında görünmüyor.
Deşarj limitleri, arıtma tarifeleri ve çevre mevzuatındaki yükümlülükler bölgeye ve yıla göre değişiyor. Tesisinize uygulanan güncel tarifeyi ve limitleri bağlı bulunduğunuz OSB müdürlüğünden ve çevre danışmanınızdan doğrulayın.
Ölçüm neyi değiştiriyor
Ölçmenin kendisi hiçbir şeyi tasarruf etmiyor. Değiştirdiği şey konuşmanın zemini. Boya ustası ile işletme sahibi arasındaki "çok su harcıyoruz" tartışması, litre/kg sayısı masaya konduğunda "hangi reçetede, hangi makinede, ne kadar" sorusuna dönüşüyor. O soruya cevap verilebiliyor.
Bölgedeki tesislerde işe yarayan sıra genelde şöyle ilerliyor: önce üç aylık fatura bazlı oran, sonra bir aylık parti formu, sonra en çok su yiyen üç reçetenin gözden geçirilmesi. Üçüncü adıma gelindiğinde artık tartışma teknik oluyor ve boyahanenin kendi ustası çoğu zaman çözümü zaten biliyor; eksik olan tek şey, hangi reçeteye bakılacağıydı.
Yatırım kararı da aynı sıradan çıkıyor. Su geri kazanım ünitesi ya da ısı geri kazanım eşanjörü teklifleri geldiğinde, geri ödeme süresini hesaplayabilmek için elde gerçek tüketim verisi olması gerekiyor. Tedarikçinin sunduğu tasarruf yüzdesi, kendi litre/kg sayınızla çarpılmadığı sürece bir vaat olmaktan öteye geçmiyor.
Bu ay atılacak adım net: son üç ayın su faturası, kimyasal faturası ve üretim kaydını yan yana koyup iki oranı hesaplayın. Sayı hoşunuza gitmezse iyi haber, çünkü iyileştirilecek alan orada duruyor demektir.
- tekstil
- boyahane
- verimlilik
- ölçüm
Bunlar da ilgini çekebilir