egebit
Sanayi & Üretim4 Eylül 20264 dk okuma

Ege'de yerinde üretim: 3B baskının gerçekten kullanıldığı işler

Bölgedeki atölyelerde 3B yazıcı ürün basmak için alınıyor, aparat ve köprü parça basmakta işe yarıyor. Hangi işlerde karşılığı var, hangi durumda dolapta kalıyor.

Ege'deki üretim atölyelerinde masaüstü 3B yazıcı artık merak konusu olmaktan çıktı. Çoğu tesiste bir tane var; bazılarında üstü tozlanmış bir dolabın içinde duruyor. İlginç olan şu: cihazın satın alma gerekçesiyle fiilî kullanımı çoğu zaman örtüşmüyor. "Ürün basarız" diye alınıyor, sonunda bambaşka bir işe yarıyor — ya da hiç yaramıyor.

Bölgede gördüğümüz tabloyu üç başlıkta toplamak mümkün.

Basılan şey çoğu zaman ürün değil, ürünü tutan şey

Yazıcının en çok iş gördüğü yer üretim hattının kendisi değil, hattın çevresi. Kaynak şablonu, montaj sırasında parçayı sabitleyen yatak, delik merkezini işaretleyen mastar, kalite kontrolde kullanılan git/gitmez ölçüsü, tezgâhın üstünde parçayı dik tutan basit bir tutucu. Bunların ortak özelliği tek adet olmaları ve ölçülerinin o tesise özel olması. Talaşlı imalata yaptırıldığında hem sıraya giriyor hem de tek parça için kalıcı bir fatura çıkıyor.

Metalden yapılması gereken aparatlar elbette var. Ama atölyelerde "metalden yaptırdık çünkü başka seçenek yoktu" diye üretilmiş, aslında üzerine yük binmeyen çok sayıda parça duruyor. 3B baskının gerçek kazancı burada: ucuz olmasında değil, aynı gün elde olmasında.

İkinci sık kullanım köprü parça

Denizli'de tekstil, Kemalpaşa'da gıda makineleri, Manisa'da beyaz eşya yan sanayi — hepsinde aynı senaryo tekrarlanıyor. Makinenin plastik bir parçası kırılıyor: bir kapak, kayış kılavuzu, sensör bileziği, buton. Orijinali ithal, tedarik süresi haftalarca. Basılan parça orijinalin yerini kalıcı olarak almıyor; hattı yeniden çalıştırıp asıl parçanın gelmesini bekletiyor.

Burada iki sınır var ve ikisi de tartışmaya kapalı. Emniyet işlevi gören parçalar, hareketli aktarma organları ve basınç taşıyan yerler bu yöntemin dışında. Gıdayla temas eden yüzeyler de öyle; katmanlı baskının yüzeyi gözenekli olduğu için hijyen açısından temizlenebilir sayılmıyor, üstelik temas malzemeleri kendi mevzuatına tabi. Köprü parça, geçici bir çözümdür ve geçici olduğu yazılı hâle getirilmelidir.

Üçüncüsü kalıp açtırmadan önce eldeki numune

Enjeksiyon kalıbı yaptıran her firmanın bildiği bir acı vardır: kalıp revizyonu. Ürün geometrisini ekranda onaylayıp kalıba giren firmalar, ilk numuneden sonra çoğunlukla bir düzeltme yaşıyor. Baskı bu adımı öne çekiyor. Parçayı eline alan satış müdürü, montajı deneyen usta ve müşteri, ekranda göremediklerini görüyor.

Bu kullanım, maliyeti en kolay savunulan kullanım. Bir haftalık baskı denemesi, kalıptaki tek bir revizyondan neredeyse her koşulda ucuz.

Hizmet bürosu mu, kendi cihazınız mı

Bölgede baskı hizmeti veren atölye sayısı artıyor; İzmir ve Manisa'da aynı gün teslim yapan yerler var. Ayda birkaç parça basacak bir işletme için dışarıdan almak neredeyse her zaman daha akılcı: makine bakımı, filament stoğu, tıkanan nozül ve başarısız baskı sizin sorununuz olmuyor.

Kendi cihazınızı almanın gerekçesi hızdan çok tekrardan geliyor. Haftada birkaç deneme yapıyorsanız, her denemeyi dışarı göndermek hem yavaşlatıyor hem de deneme yapma isteğini kırıyor. Ölçüsünü tutturamadığınız bir parçayı üç kez basmak, kendi cihazınızda kayıtsız bir işken hizmet bürosunda üç ayrı sipariş demek.

Atölyenin sıcağı PLA'yı affetmiyor

Malzeme seçimi, hayal kırıklıklarının büyük bölümünün kaynağı. Kutudan çıkan filament genellikle PLA oluyor; PLA masa üstü maketi için iyi bir malzeme, üretim ortamı için değil. Yaz sıcağında güneş gören bir raf, motor gövdesine yakın bir nokta ya da makine yağıyla temas eden bir yüzey, PLA parçayı kısa sürede bitiriyor.

Kaba bir yol haritası: genel amaçlı işler için PETG, dış ortam ve sıcaklık için ABS ya da ASA, yük alan aparatlar için karbon katkılı naylon, tampon ve kavrama yüzeyleri için TPU. Naylon nem çeker; kurutulmadan basıldığında parça baskıdan sağlam çıkmaz. Bu, alınan cihazın değil, malzemenin sorunu.

Maliyeti kendi işinizden hesaplayın

Satıcıların anlattığı "parça başı maliyet" hesabı filament kilogram fiyatı üzerine kuruludur ve gerçek maliyetin en küçük kalemidir. Kendi hesabınızı üç sayıyla çıkarın:

Birincisi, aynı parçayı dışarıda yaptırdığınızda ödediğiniz fatura ve beklediğiniz gün sayısı. İkincisi, baskının kaç saat sürdüğü ve bu saatlerde yazıcının başka işe ihtiyaç duyup duymadığı. Üçüncüsü ıskarta oranı; ilk aylarda yüksek olacak, bunu baştan kabul edin.

Bu üçünün toplamına eklenmesi gereken dördüncü kalem, parçayı çizen kişinin saati. Uygulamada asıl maliyet kalemi budur ve çoğu fizibiliteye hiç yazılmaz.

Cihaz değil, çizen kişi kısıt

Yazıcısı olup kullanmayan tesislerin ortak noktası donanım değil. Kimse parçayı çizmiyor. CAD bilen bir kişi yoksa cihaz dolapta kalıyor.

Bunun için ayrı bir departman gerekmiyor. Ölçü alma disiplini olan bir teknisyen, kumpasla çalışmayı bilen biri, birkaç haftada işe yarar aparat çizecek düzeye geliyor. Geçme paylarını deneyerek öğrenmek gerekiyor; aynı ölçüde basılan iki parça birbirine girmiyor, boşluk bırakmak lazım. Bu bilgi kitapta değil, ilk on parçada ediniliyor.

Almayacağınız durumlar

Adet arttığında hesap tersine dönüyor. Yüzlerce adet aynı parça gerekiyorsa kalıp ya da talaşlı imalat hem birim maliyette hem de yüzey kalitesinde öne geçiyor. Metal mukavemeti gereken yerlerde plastik baskı zaten aday değil. Sertifikasyon ya da izlenebilirlik istenen parçalarda ise malzeme belgesi sorunu çıkıyor.

Bu hafta yapılabilecek şey

Cihaz almadan önce sınayın. Son üç ayda "şuna bir aparat olsaydı" dediğiniz işleri bir kâğıda yazın. İçlerinden üçünü seçip bölgedeki bir baskı hizmeti veren atölyeye çizdirip bastırın. Parçalar hatta bir ay dursun.

O ay sonunda cevap net olur: parçalar hâlâ kullanılıyorsa yatırımın gerekçesi elinizde, kimse dönüp bakmadıysa dolapta bir cihaz eksiğiniz olur.

Bunlar da ilgini çekebilir