egebit
Sanayi & Üretim17 Ağustos 20264 dk okuma

Manisa'da işgücü: teknik eleman bulma sorununun teknolojiyle kesişimi

Bölgede sık duyulan cümle "adam yok". Peki aradığınız profil gerçekten yok mu, yoksa ilanınız var olan insanı bulunamaz mı kılıyor? İkisinin çözümü aynı yerde değil.

Manisa'da üretim yapan işletmelerde sohbetin bir yerinde hep aynı cümle çıkıyor: "Makine var, iş var, adam yok." Cümle çoğunlukla bakım teknisyeni, pano ve PLC tarafına dokunabilen elektrikçi, CNC tezgâhını kendi ayarlayabilen operatör ya da kalite kontrolde ölçüm alıp yorumlayabilen biri için söyleniyor. Son birkaç yıldır listeye bir kalem daha eklendi: üretim planlama ve stok tarafında "bilgisayarla arası iyi" olan kişi.

Bu yazı tek bir soruya bakıyor: aradığınız profil bölgede gerçekten yok mu, yoksa ilanınız var olan insanı bulunamaz mı kılıyor? İkisi çok farklı sorun ve çözümleri de farklı yerde.

İlanların çoğu iki işi tek kişiden istiyor

Bölgedeki açık pozisyon metinlerine arka arkaya bakıldığında tekrar eden bir kalıp var: mekanik bakım ile elektrik-otomasyon aynı ilanda birleştirilmiş, üstüne "Excel'e hâkim" ve "vardiya sistemine uyumlu" ekleniyor. Bu dört şeyi tek kişide bulmak mümkün ama o kişi zaten çalışıyor ve büyük ihtimalle bu ilana bakmıyor.

İşletme tarafında bunun mantığı anlaşılır: küçük ekipte insan başına iki işlev düşüyor. Ama ilanı yazarken yapılan hata, işlevleri değil kişiyi tarif etmek. "Şu üç makinede arıza gidermek, haftalık bakım formunu doldurmak, yedek parça talebi açmak" diye yazılan bir iş tanımı, "5 yıl deneyimli çok yönlü bakım elemanı" ilanından daha fazla başvuru alıyor — çünkü karşıdaki kişi kendini o listede görebiliyor.

Aynı sorun ücret tarafında da var. İki işlevin toplamı tek maaşla teklif edildiğinde, aday bunu ilanın satır aralarından zaten okuyor. Bulunamayan şey eleman değil, o fiyata o kapsam.

Havuz bölgede yok değil, bölgede durmuyor

Manisa'da meslek liselerinden ve meslek yüksekokullarından her yıl teknik bölüm mezunu çıkıyor. Bu insanların önemli bir kısmı ilk iki yılda ya İzmir'e ya da bölge dışına gidiyor. Sebebi tek başına ücret değil; sahada tekrar tekrar duyulan gerekçeler daha çok şunlar: vardiya düzeninin öngörülemez olması, servis ve yemek gibi kalemlerin belirsizliği, ve "burada beş yıl sonra ne olacağım" sorusunun cevapsız kalması.

Bu üçüncüsü teknik eleman için özellikle belirleyici. Bir bakım teknisyeni, iki yıl sonra hangi makinelerin sorumluluğunu alacağını, hangi eğitimin verileceğini bilmediği bir yerde kalmıyor. Buna karşılık aynı kişi, kendisine "önümüzdeki yıl şu hattın otomasyonu devreye girecek, o eğitimi sen alacaksın" denen yerde kalıyor. Bunun bütçesi, maaş artışının bütçesinden küçük.

Bölgede gördüğümüz bir başka mekanizma: staj ve dönem projeleri üzerinden kurulan bağ. Meslek yüksekokuluyla ilişkisi olan işletmeler, mezuniyet döneminde tanıdıkları kişiyi işe alıyor. İlişkisi olmayanlar aynı havuzdan ilan yoluyla ve rekabet içinde eleman aramaya çalışıyor. Aradaki fark, ilan metninde değil, iki yıl önce yapılan görüşmede oluşmuş oluyor.

Otomasyon ihtiyacı azaltmıyor, profili değiştiriyor

Teknolojinin bu tabloyla kesiştiği yer genelde yanlış anlaşılıyor. Bir hattı otomatikleştirmek, o hatta çalışan kişi sayısını düşürebilir; ama gereken kişinin niteliğini yükseltir. Elle beslenen bir presin operatörü ile robotlu hücrenin operatörü aynı iş tanımına sahip değil. İkincisi arıza anında ne olduğunu okuyabilmek, alarm kodunu yorumlayabilmek ve müdahale sınırını bilmek zorunda.

Pratik sonuç şu: otomasyon yatırımı yapan işletme, aynı anda "bu makineyi kim ayakta tutacak" sorusunu da yatırımın parçası olarak çözmek durumunda. Makine bütçesi onaylanırken eğitim ve yedek parça bütçesinin kalem olarak yazılmadığı projelerde, devreye alma sonrası ilk ciddi duruşta işletme dışarıdan servis beklemeye başlıyor. Bekleme süresi de üretim planına yansıyor.

Aynı şey yazılım tarafında geçerli. Stok, üretim ya da bakım takibi için sisteme geçen işletmelerde sistemin işleyip işlemediğini belirleyen şey genelde yazılımın kendisi değil, o sistemi günlük olarak besleyecek kişinin belli olup olmaması. "Herkes girecek" denen sistemlere kimse girmiyor.

Bilgi kimin kafasında duruyor

Küçük ve orta ölçekli üretimde en pahalı kayıp, ayrılan kişinin beraberinde götürdüğü bilgi. Hangi tezgâhın hangi seste ayar istediği, hangi kalıbın hangi sırayla takıldığı, tedarikçilerden hangisinin gecikme yaptığı — bunların çoğu yazılı değil.

Bu bilgiyi yazıya dökmenin karmaşık bir yöntemi yok. Sahada işe yaradığı görülen en yalın hali şu: her makine için tek sayfa. Üstünde makinenin adı, günlük kontrol maddeleri, en sık görülen üç arıza ve ilk müdahale adımı, yedek parça kodları, servis firmasının telefonu. Sayfayı makinenin yanına asmak, klasöre koymaktan daha çok işe yarıyor.

Bu sayfa hazırlandığında ikinci bir fayda ortaya çıkıyor: yeni gelen kişinin öğrenme süresi kısalıyor. Bir işletmenin "eleman bulamıyoruz" sorunu, kısmen "bulduğumuzu yetiştiremiyoruz" sorunu olarak da yaşanıyor ve bu ikincisi işletmenin kendi elinde.

Bu hafta yapılabilecek üç şey

Açık pozisyonunuzu ilan metni olarak değil, görev listesi olarak yeniden yazın. Kişi tarifini silin, yapılacak işleri madde madde koyun. Aynı ilana iki farklı işlev sıkıştırdığınızı görürseniz ya ayırın ya da ücreti kapsamla uyumlu hale getirin.

En kritik iki makineniz için birer sayfa çıkarın. Bunu şu an o makineleri çalıştıran kişiyle birlikte yapın; kendi başınıza yazarsanız eksik olur.

Bölgedeki bir meslek yüksekokulu ya da teknik lisenin ilgili bölümüyle temas kurun. Bu yılın işe alımı için değil, iki yıl sonrası için. Teknik eleman bulma sorununun bölgedeki en gerçekçi çözümü, ilan vermekten çok daha yavaş işleyen bu kanaldan geçiyor.

Bunlar da ilgini çekebilir