Kemalpaşa ve Torbalı'da lojistik: küçük üreticinin depo yeri kararı
Ege'de büyüyen küçük üreticiler için depo yeri kararı kira farkından ibaret değil. İki koridorun işi farklı; doğru cevap firmanın kendi sevkiyat defterinde yazıyor.
İzmir çevresinde üretim yapan küçük firmalarda tekrar eden bir soru var: atölye şehir içinde ya da eski bir sanayi sitesinde kalmışken, mal artık sığmıyorsa depo nereye kurulacak. Konuşma çoğu zaman iki isimde düğümleniyor, Kemalpaşa ve Torbalı. Sahada duyduğumuz kadarıyla karar da genelde tek bir sayıya bakılarak veriliyor: metrekare kirası.
Oysa depo yeri, kiradan çok sevkiyatın yönüyle ilgili bir karar. Aynı kirayı ödeyip yılda yüz binlerce lira nakliye farkı yaratan iki adres, İzmir çevresinde birbirine yarım saat mesafede duruyor.
İki koridor, iki farklı iş
Kemalpaşa, İzmir'in doğuya açılan hattında. Manisa, Turgutlu, Salihli ve oradan İç Anadolu'ya giden yükün geçtiği koridor burası. Liman tarafına da makul bir mesafede olduğu için ihracat yapan imalatçılarda uzun süredir tercih ediliyor. Bölgedeki organize sanayi dokusu olgun, çevrede kalıp, talaşlı imalat, ambalaj gibi yan sanayi bulmak görece kolay.
Torbalı ise güney hattında. Aydın, Denizli ve oradan Antalya yönüne giden yükün doğal durağı. Havalimanına yakınlığı, küçük hacimli ve zamana duyarlı gönderilerde fark yaratıyor. Tekstil ve gıda tarafında bölgede yoğunlaşma var, bu da hem müşteri hem tedarikçi yakınlığı anlamına gelebiliyor.
Bu ayrım basit görünüyor ama karar anında sıklıkla atlanıyor. Firma, müşterisinin yüzde yetmişi Denizli hattındayken deposunu doğu koridoruna kuruyor, sonra her sevkiyatta İzmir trafiğini iki kez geçiyor.
Karar, kendi sevkiyat defterinizde yazıyor
Bu soruya dışarıdan verilecek genel bir cevap yok. Ama firmanın kendi kayıtlarından çıkarılabilecek üç sayı var, ve bu üç sayı kararı büyük ölçüde kendiliğinden veriyor.
Birincisi, son bir yılın sevkiyatlarını il bazında dağıtmak. İrsaliyeleri ya da kargo faturalarını alıp teslim ilini sayın. Ağırlık nereye kayıyorsa depo o koridora yakın olmalı. Burada gönderi adedi değil, gönderi ağırlığı ya da hacmi bakılacak ölçü; on kilo numune ile iki ton mal aynı satıra yazılmamalı.
İkincisi, hammaddenin nereden geldiği. Çıkan mal güneye gidiyor ama gelen hammaddenin tamamı Manisa'dan geliyorsa, tasarrufun bir kısmını giriş tarafında kaybediyorsunuz. İki yönü ayrı ayrı hesaplayıp toplamayı deneyin.
Üçüncüsü, kendi aracınızla mı yoksa nakliyeciyle mi çalıştığınız. Kendi kamyonetiniz varsa mesafe doğrudan yakıt ve şoför saati demek, hesap kolay. Nakliyeci ile çalışıyorsanız fiyatlandırma çoğu zaman mesafeye değil hatta göre yapılıyor; ana hattın üzerinde olmak, ana hatta on kilometre uzak olmaktan daha ucuz olabiliyor. Nakliyecinize doğrudan sorun: "Deponuz şurada olsa aynı sevkiyat kaça gelirdi?" Bu soruya çoğu nakliyeci net cevap veriyor.
Kira farkı görünen tek kalem, ama tek kalem değil
Metrekare kirası kolay karşılaştırılabildiği için kararı domine ediyor. Yanına yazılması gereken kalemler şunlar:
Ulaşım, yani çalışanın deposuna nasıl geldiği. Servis koymak zorunda kalan firmalar, kira farkını genelde ilk yılda servis maliyetiyle kapatıyor. Vardiyalı çalışılacaksa mesele daha da büyüyor, çünkü akşam vardiyası için toplu taşıma çoğu noktada seçenek olmaktan çıkıyor.
Depoyu kimin yöneteceği. Atölye ile depo ayrı yerlerdeyse aradaki mal hareketini birinin takip etmesi gerekiyor. Küçük firmalarda bu iş genelde "zaten oraya gidip geliyoruz" diye kayda geçmiyor, sonra ayda birkaç gün adam-saat olarak kendini gösteriyor.
Binanın fiziksel uygunluğu. Tavan yüksekliği, rampa var mı, tırın manevra yapabileceği alan var mı. Ucuz kira çoğu zaman rampasız bir yapıdan geliyor ve elle indirme-bindirme, kira farkını sessizce yiyor.
Ruhsat ve imar durumu. Depolama faaliyeti için yapı kullanma izni ile faaliyet konusunun uyumlu olması gerekiyor. Kiralamadan önce belediyeden teyit almak, sonradan taşınmaktan ucuz.
Depo mu kuruyorsunuz, ara depo mu
Bazı firmalarda asıl ihtiyaç depo değil, sevkiyat noktası. Mal atölyede üretiliyor, birkaç gün bekliyor, sonra gidiyor. Böyle bir işte büyük ve ucuz bir depo yerine, ana koridorun üzerinde küçük bir sevkiyat alanı daha mantıklı olabiliyor.
Ayrımı yapmanın basit bir yolu var: malın depoda ortalama kaç gün durduğuna bakın. Süre kısaysa, ihtiyacınız hacim değil konum. Süre uzunsa, konum daha az kritik, metrekare fiyatı öne geçiyor. Mevsimsel çalışan üreticilerde bu iki durum yıl içinde değişebiliyor, o zaman da soru "hangisi" değil "yılın hangi bölümünde hangisi" oluyor.
Kiralamadan önceki son kontrol
Bölgede işini büyütmüş firmaların ortak davranışı, karar öncesinde iki günlük basit bir deneme yapmaları. Seçtikleri adrese, o hafta çıkan gerçek sevkiyatların rotasını çiziyorlar. Kağıt üzerinde bile olsa, iki adres için aynı hafta iki kez çizilen rota, tabloda görünmeyen şeyi gösteriyor: hangi güzergâhta saatin kaçında sıkıştığınızı.
Bir de şu var. Depo kararı üç ila beş yıllık bir karar, ama çoğu küçük firma bunu içinde bulunduğu ayın sıkışıklığıyla veriyor. Mal sığmıyor, acil yer bakılıyor, ilk uygun fiyatlı yer tutuluyor. Kararı bir hafta geciktirip yukarıdaki üç sayıyı çıkarmak, sonraki üç yılın nakliye giderini belirliyor.
Bu hafta yapılacak iş belli: son bir yılın sevkiyatlarını il bazında dağıtın, hammaddenin geldiği yönü not edin, nakliyecinize iki adres için ayrı fiyat sorun. Üç cevap aynı koridoru gösteriyorsa karar zaten verilmiş demektir. Göstermiyorsa, sorun depo yeri değil, muhtemelen müşteri dağılımınızın kendisidir.
- lojistik
- depo
- Kemalpaşa
- Torbalı
Bunlar da ilgini çekebilir