egebit
Girişim2 Eylül 20264 dk okuma

İzmir'de teknoloji etkinlikleri ve toplulukları: neye gitmeye değer

Bölgedeki teknoloji takvimi kalabalıklaştı, ama her etkinlik aynı şeyi vermiyor. Salondaki profile, sürekliliğe ve kaybedilen yarım güne bakarak eleme yapmanın yolu.

Ege'de teknoloji takvimi son yıllarda kalabalıklaştı. Bir hafta içinde üniversite kulübünün söyleşisi, bir teknopark açılışı, ticaret odasının dijital dönüşüm semineri ve bir yazılım topluluğunun akşam buluşması aynı takvime düşebiliyor. İşletme sahibi ya da tek kişilik bir yazılım ekibi bunların hepsine gidemez. Soru şu: hangisine gitmeye değer?

Etkinlik türleri aynı şeyi vaat etse de aynı şeyi vermiyor

Sahada birbirine benzeyen davetiyelerin arkasında oldukça farklı formatlar duruyor.

Kurumsal seminerler — oda, borsa, kalkınma ajansı ya da kamu destekli programların düzenledikleri — genellikle mevzuat, teşvik ve prosedür anlatır. Katılımcı profili işletme sahibi ve mali müşavir ağırlıklıdır. Buradan teknik derinlik beklemek yanlış olur; buranın getirisi başvuru takviminin ve şartların ilk ağızdan öğrenilmesidir.

Topluluk buluşmaları küçük, düzenli ve teknik olur. Bir konuşmacı, kırk kişi, sonrasında ayaküstü sohbet. Buradan gelen kazanç genellikle sunumun kendisi değil, aynı problemi geçen yıl çözmüş birinin yanınızda oturuyor olmasıdır.

Hackathon ve fikir maratonları çıktı odaklıdır ama çıktının kaderi çoğu zaman etkinlikle birlikte biter. Kurucu ekip arayan biri için işe yarar; hazır bir ürünü satmak isteyen için verimsizdir.

Büyük konferanslar sahnede iyi isimler taşır, salonda ise herkesi taşır. Bilgi yoğunluğu yüksek, temas kalitesi düşüktür.

Sponsorlu program ile bağımsız programın ayrımı

Davetiyede görünmeyen ama içeriği belirleyen bir ayrım daha var: programın kim tarafından finanse edildiği. Bir yazılım firmasının ya da bankanın sponsor olduğu etkinliklerde oturumların bir kısmı ürün tanıtımına ayrılır. Bu kendi başına kötü değil; hatta bir programın ekranını canlı görmek, broşürden okumaktan iyidir. Sorun, tanıtım oturumunun bağımsız bir değerlendirme gibi sunulduğu durumlarda çıkıyor.

Pratik bir ayırt etme yöntemi var: sahnedeki kişi kendi ürününün yapamadığı bir şeyi söylüyor mu? Söylüyorsa dinlemeye değer. Otuz dakika boyunca tek bir kısıt duyulmuyorsa, o oturum bir sunum değil bir reklamdır ve buna göre not alınmalıdır.

Gitmeden önce sorulacak üç soru

Bir işletmenin gündemi dar olduğunda eleme mekanik hale getirilebilir.

Birincisi: salonda kim olacak? Sahnedeki isim değil, koltuklardaki profil belirleyici. Bir üretici için "yatırımcı ve kurucu" ağırlıklı bir salon, "üretim müdürü ve satın almacı" ağırlıklı bir salondan daha az iş getirir. Davetiyede bu yazmıyorsa düzenleyene sormak meşru bir sorudur.

İkincisi: bu etkinliğin ikincisi var mı? Tek seferlik organizasyonlar tanışma sağlar, süreklilik sağlamaz. İkinci ve üçüncü kez düzenlenen bir buluşmada aynı yüzleri görmek, ilişkinin kurulabildiği anlamına gelir.

Üçüncüsü: gidilen gün ne kaybediliyor? Üretim yapan bir işletmede yarım gün, bir vardiyanın bir kısmıdır. Bu maliyet yazılmadığında etkinlik bedava görünür; öyle değildir.

Sahnedeki içerik ile salondaki bilgi farklı şeyler

Bölgede tekrar eden bir gözlem var: aynı sunum farklı salonlarda birkaç kez dolaşıyor. Sunumun içeriği bir süre sonra internette de bulunuyor. Salonda bulunmanın asıl getirisi kayda geçmeyen kısım oluyor — hangi tedarikçinin teslimatı sarktığı, hangi programın kurulumunun altı ay sürdüğü, hangi teşvik başvurusunun hangi belgede takıldığı. Bu bilgiler sahneden söylenmez, kahve arasında söylenir.

Bunun pratik sonucu şu: etkinliğin ara verme düzeni, programın kendisinden daha önemli. Arka arkaya dört sunum ve tek bir on dakikalık ara koyan bir program, teması engelleyecek biçimde tasarlanmış demektir.

Dönüşü ölçmenin basit bir yolu

Etkinlik dönüşü çoğu işletmede hiç ölçülmüyor. Oysa ağır bir yöntem gerekmiyor.

Etkinlikten çıkarken not defterine üç satır yazılır: konuşulan kişi, konuşulan konu, atılacak adım. Üç hafta sonra bu satırlara dönülür. Kaçında bir şey oldu? Bir teklif, bir görüşme, bir çözülmüş problem, bir işe alım. Yıl içinde beş etkinliğe gidildiyse elde beş sayfa olur ve hangi tür etkinliğin işe yaradığı ikinci yılda kendiliğinden görünür hale gelir.

Bu ölçüm işletmenin kendi verisiyle yapıldığı için genel geçer başarı oranlarına da ihtiyaç bırakmaz. Başka bir firmanın hangi etkinlikten ne kazandığı, sizin sektörünüz ve ölçeğiniz için geçerli olmayabilir.

Konuşmacı olarak gitmek katılımcı olarak gitmekten farklı

Bölgede işini anlatacak konuşmacı bulmakta zorlanan pek çok organizasyon var. Bu, küçük bir işletme için düşünüldüğünden daha erişilebilir bir kapı. Yirmi dakikalık bir anlatım hazırlamak — bir problemin nasıl çözüldüğü, hangi yolun denenip bırakıldığı — hem katılım maliyetini düşürüyor hem de salondaki temas yönünü tersine çeviriyor. Katılımcı olarak gidildiğinde insan tanışacak birini arar; konuşmacı olarak gidildiğinde tanışmak isteyenler kendiliğinden gelir.

Anlatılacak konunun etkileyici olması da gerekmiyor. Sahada işe yarayan anlatımlar genellikle sıradan olanlar oluyor: bir depo sayımının nasıl kısaltıldığı, bir faturalama akışının nerede tıkandığı, hangi hesaplamanın elle yapılmaya devam ettiği. Bu tür anlatımlar aynı sorunu yaşayan dinleyiciyi doğrudan buluyor.

Topluluklar etkinlikten daha uzun ömürlü

Bölgede yazılım ve üretim tarafında düzenli buluşan gruplar, kendi mesajlaşma kanallarını da taşıyor. Etkinliğin asıl değeri çoğu zaman o kanala girmek oluyor: yıl boyunca soru sorulabilen, eleman aranabilen, tedarikçi teyit edilebilen bir yer. Yılda bir kez gidilen büyük bir organizasyondan çok, ayda bir toplanan küçük bir gruba düzenli katılmak daha fazla iş üretiyor.

Üniversite kulüpleri bu tarafta ayrı bir yerde duruyor. Doğrudan satış beklentisiyle gidilecek yerler değil, ama teknik eleman bulmakta zorlanan işletmeler için staj ve ilk iş bağlantısının kurulduğu birkaç yerden biri. Bir mühendislik kulübüne yılda iki kez konuşmacı olarak gitmek, ilan vererek eleman aramaktan daha hızlı sonuç verebiliyor.

Ne yapmalı

Önümüzdeki üç ayın takvimine bakıp üç etkinlik seçin; daha fazlası değil. Seçerken salondaki profili sorun, ikinci kez düzenlenip düzenlenmediğine bakın ve kaybedilen yarım günü maliyet olarak yazın. Dönüşte üç satırlık notu tutun, üç hafta sonra açın. İkinci turda hangi formatın size iş getirdiği veriyle belli olur — o zaman kalan bütçeyi ve zamanı oraya yığın.

Bunlar da ilgini çekebilir