egebit
Girişim6 Eylül 20264 dk okuma

Bölgedeki aile şirketlerinde kuşak değişimi ve dijitalleşme

Ege'de devir sürecindeki aile şirketlerinde yazılım tartışması neden çıkıyor, kurucunun itirazı hangi tecrübeden geliyor ve geçişi sancısız kılan hazırlıklar neler? Saha notları.

Ege'de sanayi sitelerinde, organize bölgelerde ve şehir merkezindeki toptancı hanlarında son birkaç yıldır aynı manzara tekrarlanıyor: kurucu hâlâ masasında, ama günlük işin büyük kısmını artık oğlu ya da kızı çeviriyor. Devir konuşulmuyor, sessizce oluyor. Ve devrin ilk görünen yüzü çoğu zaman bir yazılım tartışması oluyor.

Devir bir tarih değil, uzun bir geçiş dönemi

Aile şirketlerinde yönetimin el değiştirmesi genellikle tek bir günde olmuyor. Önce satın alma, sonra sevkiyat, en son da banka ve tahsilat tarafı geçiyor. Bu aşamalı geçişin yan etkisi şu: bir süre boyunca iki farklı çalışma biçimi aynı anda işliyor. Kurucu defterden ve telefondan yürütüyor, yeni kuşak tabloya ve mesajlaşma uygulamasına yazıyor. İki kayıt aynı işi anlatıyor ama birbirini tutmuyor.

Sahada en sık duyulan cümle de bu noktadan çıkıyor: "Stok bende doğru, depoda başka görünüyor." Sorunun kaynağı çoğunlukla programın kendisi değil, aynı bilginin iki yerde tutulması.

Yeni kuşak neden önce yazılıma bakıyor

Devralan taraf işletmeyi ilk kez dışarıdan görüyor. Yıllardır süregelen alışkanlıklar ona verilmiş değil, anlatılmış oluyor. Anlatılan bir süreçteki boşluk daha çabuk fark ediliyor: hangi müşterinin ne kadar geciktirdiği, hangi ürünün gerçekte kâr bıraktığı, hangi tedarikçinin fiyatı sessizce artırdığı.

Bu sorulara defterden cevap vermek mümkün, ama yavaş. Yeni kuşağın yazılıma yönelmesi genelde teknoloji hevesinden değil, bu cevapları hızlı alma isteğinden geliyor. Ege'de görüştüğümüz işletmelerde dijitalleşme başlığı çoğunlukla "modernleşelim" diye değil, "ben bunu göremiyorum" diye açılıyor.

Kurucunun itirazı çoğu zaman haklı bir yerden geliyor

İkinci kuşağın yazılım önerisine kurucunun direnmesi genelde inatla açıklanıyor. Oysa itirazın altında sıklıkla ölçülebilir bir tecrübe yatıyor: daha önce alınmış ve kullanılmamış bir program, yarım kalmış bir kurulum, veri girişi için işe alınıp sonra ayrılmış bir eleman. Bu geçmiş, yeni girişimi baştan şüpheli hâle getiriyor.

Bu itirazı aşmanın yolu ikna konuşması değil, küçük ölçekli bir kanıt. Tüm işletmeyi bir anda taşımak yerine tek bir sürecin — mesela yalnız cari hesap takibinin ya da yalnız sevkiyat irsaliyesinin — bir ay boyunca yeni sistemde yürütülmesi, tartışmayı fikirden veriye taşıyor.

Geçişin en kırılgan yeri: bilgi kimin kafasında duruyor

Aile şirketlerinde en değerli veri çoğu zaman hiçbir yere yazılmamış oluyor. Hangi müşteriye vade verilebileceği, hangi tedarikçinin acil durumda gece yükleme yaptığı, hangi ürünün müşteriye hangi isimle satıldığı. Bunlar kurucunun hafızasında duruyor ve devirle birlikte kaybolma riski taşıyor.

Bu bilgiyi çıkarmanın pratik bir yolu var: devir dönemi boyunca kurucunun verdiği her istisnai kararı kısa bir notla kayda geçirmek. Üç ay sonra elde, hiçbir yazılımın kendi başına üretemeyeceği bir kural listesi oluyor. Yeni sistemin kurulumu da bu listeye bakılarak yapılırsa program işletmeye uyuyor; tersi olduğunda işletme programa uydurulmaya çalışılıyor ve genellikle bırakılıyor.

Devir öncesinde yapılması işi kolaylaştıran hazırlıklar

Geçişi düşünen bir işletme, yazılım seçimine girmeden önce şu dört şeyi kendi kaynaklarıyla netleştirebilir:

  • Ürün listesi tekilleştirilsin. Aynı ürünün üç farklı isimle kayıtlı olması, sonradan hangi programa geçilirse geçilsin ilk günden hata üretiyor.
  • Açık hesaplar bir kez mutabakatla kapatılsın. Yanlış açılış bakiyesiyle başlayan bir sistem, altı ay sonra kimsenin güvenmediği bir rapor üretiyor.
  • Kim neyi onaylıyor, yazılı olsun. İskonto sınırı, vade yetkisi, iade kararı. Devirden sonra en çok çatışma çıkan başlıklar bunlar.
  • Mevcut belgelerin nerede durduğu çıkarılsın. İrsaliye, fatura, banka dekontu; hangisi kâğıtta, hangisi mailde, hangisi muhasebecide.

Bu hazırlık yapılmadan alınan programın kendisi kötü olmayabilir, ama içine yanlış veri girer.

Ertelemenin doğru olduğu durumlar da var

Her devir dönemi dijitalleşme için uygun değil. Ciro dalgalanmasının yüksek olduğu, kilit personelin yeni ayrıldığı ya da ailede yetki paylaşımının hâlâ tartışıldığı dönemlerde yeni bir sistem kurmak, mevcut düzeni de bozma riski taşıyor. Böyle dönemlerde daha küçük bir adım — yalnız stok sayımının düzenli yapılması, yalnız tahsilat takibinin tek bir tabloya alınması — hem işe yarıyor hem de geri dönüşü kolay oluyor.

Sonrasında yazılım tartışması yeniden açıldığında bu kez elde bir aylık gerçek veri oluyor ve seçim tahminle değil, kendi rakamlarınızla yapılıyor.

Dışarıdan gelen desteğin kimden alındığı sonucu değiştiriyor

Bölgede yazılım kararı çoğu zaman üç kapıdan birinden geçiyor: mali müşavir, bölgedeki bayi ya da ailenin tanıdığı bir yazılımcı. Üçünün de baktığı yer farklı. Mali müşavir beyanname tarafının temiz akmasına, bayi kendi temsil ettiği paketin kurulabilirliğine, tanıdık yazılımcı ise işi en kısa yoldan çalışır hâle getirmeye bakıyor.

Üçü de yanlış değil, ama hiçbiri tek başına yeterli değil. Devir dönemindeki işletmenin ihtiyacı bunların kesişiminde duruyor: beyanname tarafı sorunsuz akacak, kurulum bölgede desteklenebilecek, günlük iş de yavaşlamayacak. Bu üç şartı aynı anda soran bir işletme, satış görüşmesinde çok daha net cevaplar alıyor.

Pratik bir ölçü de var: teklif alınan her firmaya "bu kurulumu daha önce kaç kez bizim ölçeğimizde yaptınız ve o işletmelerden biriyle konuşabilir miyiz" sorusu sorulabilir. Cevabın içeriği kadar, cevabın ne kadar hızlı geldiği de bilgi veriyor.

Ege'de gördüğümüz tekrar eden bir hata

Geçiş kararı alındıktan sonra en sık yapılan hata, eski sistemin bir gecede kapatılması. Kâğıt defter kaldırılıyor, eski tablo silinmiyor ama açılmıyor, herkes yeni ekrana yönlendiriliyor. İlk hatalı kayıtta güven kırılıyor ve ekip sessizce eski yönteme dönüyor — bu kez ikisi paralel yürüdüğü için kayıt daha da dağınık hâle geliyor.

Daha az sancılı yol, iki sistemin bilerek ve süresi belli bir dönem boyunca birlikte yürütülmesi. Bir ay sonunda iki kayıt karşılaştırılıyor; fark nerede çıkıyorsa oradaki süreç düzeltiliyor. Bu karşılaştırma yapılmadan yapılan kapatma, çoğunlukla geri dönüyor.

Bu hafta ne yapılabilir

Devir sürecinde olan bir işletme için en somut ilk adım şu: iki kuşağın birlikte oturup, işletmenin en çok para kaybettiği üç noktayı yazması. Kayıp stokta mı, tahsilatta mı, fiyatlamada mı? Bu üç maddede anlaşılamıyorsa yazılım seçimine geçmek erken. Anlaşılıyorsa, ilk yatırım tam olarak o üç maddeden birine yapılmalı — hepsine birden değil.

Bunlar da ilgini çekebilir