egebit
Girişim28 Ağustos 20264 dk okuma

Bölgede yazılım stajı ve ilk iş: işveren tarafından bakış

Ege'deki küçük yazılım ekipleri staj başvurularını neden değerlendiremiyor? İlanı eleme aracına çevirmekten mentor atamaya, işveren tarafında işleyen düzenin adımları.

Başvuru bol, eşleşme az

Bölgedeki yazılım ekipleri her yaz benzer bir tabloyu anlatıyor: staj başvurusu kutusu doluyor, ama görüşmeye çağrılan aday sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Şikâyet "aday yok" değil, "aradığımızı başvurudan ayırt edemiyoruz" biçiminde kuruluyor. Sorunun iki tarafı da haklı. Öğrenci, hangi bilgiyi göstermesi gerektiğini bilmiyor; işveren ise bakacağı yeri tarif etmemiş bir ilan yayımlıyor.

Ege'de gördüğümüz kadarıyla ilanı bir eleme aracına çeviren ekipler bu sıkışmayı aşıyor. "React bilen stajyer aranıyor" yazan ilan yüzlerce benzer başvuru getiriyor. "Şu üç alanlı formu şu sahte veriyle çizen tek sayfalık bir örnek gönderin" yazan ilan başvuru sayısını belirgin biçimde düşürüyor, ama gelenlerin neredeyse tamamı değerlendirilebilir oluyor. Okuma süresi başvuru başına birkaç dakikaya iniyor.

Bu yaklaşımın bir de yan etkisi var: küçük görev, adayın kendi kendine ne kadar ilerleyebildiğini de gösteriyor. Kodun kalitesinden çok, sorulan soruların niteliği ayırt edici oluyor. Hiç soru sormadan yanlış varsayımla ilerleyen aday ile "veri formatı şu mu olmalı" diye soran aday arasındaki fark, ilk ayın nasıl geçeceğini büyük ölçüde önden söylüyor.

İlk hafta maliyet, ikinci ay yatırım

Stajyerin ilk haftası işverene zaman kaybettirir. Bunu bir kusur değil, planlanacak bir kalem olarak görmek işi kolaylaştırıyor. Ortam kurulumu, erişim yetkileri, kod tabanının haritası, ekip alışkanlıkları. Bu haftayı kısaltmanın bilinen tek yolu yazılı olması: kurulum adımlarının bir dosyada durması ve depoda "yeni gelen buradan başlar" diye işaretlenmiş üç beş küçük görevin bekliyor olması.

Bu iki belgeyi hazırlamak bir kişinin yarım gününü alıyor, ama her yeni stajyerde tekrar tekrar kazandırıyor. Belgeyi güncel tutmanın kolay yolu da stajyerin kendisine yazdırmak: ilk haftanın sonunda "takıldığın her yeri buraya ekle" demek, hem belgeyi tazeliyor hem de yeni gelenin dokümantasyon alışkanlığı kazanmasını sağlıyor.

Mentor bir kişidir, ekip değil

Küçük ekiplerde sık görülen hata, stajyeri "herkese sorabilirsin" diyerek ortada bırakmak. Pratikte bu, kimseye soramamak anlamına geliyor. Stajyer, birini rahatsız etme kaygısıyla saatlerce tıkanıp kalıyor, sonra da o gün hiçbir şey ilerlememiş oluyor.

İşleyen düzen tek bir sorumlu belirlemek. O kişinin günde yarım saati stajyere ayrılmış oluyor, gerisi kendi işine kalıyor. Sorumluluğun bir kişide olması, "bu hafta ne yaptı" sorusunun cevabının da bir yerde durmasını sağlıyor. Ekip büyükse sorumluyu haftalık döndürmek işe yarıyor, ama gün içinde muhatap her zaman tek kalıyor.

Geri bildirimin ritmi, içeriğinden önemli

İşverenlerin en çok pişman olduğu nokta burası. Staj bittikten sonra "aslında şunu düzeltmesi gerekiyordu" demek geç kalıyor. Haftada bir, yirmi dakikalık, yazılı üç maddelik bir geri bildirim çoğu durumda yeterli oluyor: iyi giden bir şey, düzelmesi gereken bir şey, gelecek hafta beklenen bir çıktı.

Yazılı olması önemli. Sözlü geri bildirim iyi niyetle veriliyor, ama iki hafta sonra ne konuşulduğunu iki taraf da farklı hatırlıyor. Üç maddelik bir not, staj sonunda referans mektubu yazarken de elde tutulan tek kayıt oluyor.

Ücret konusunu baştan konuşmak

Bölgede zorunlu staj ile gönüllü stajın karıştığı çok oluyor. Zorunlu stajda okulun ve mevzuatın getirdiği yükümlülükler var; gönüllü çalışmada ise ilişkinin niteliği farklı tanımlanıyor. Bu ayrımı ilan aşamasında netleştirmemek, staj ortasında karşılıklı kırgınlık üretiyor.

Staj sigortası, ücret ve süre konusundaki yükümlülükler yıl içinde değişebiliyor ve okulun statüsüne göre farklılaşıyor. İlanı yayımlamadan önce güncel durumu mali müşavirinizle ve öğrencinin okulundaki staj birimiyle birlikte doğrulayın; internetteki eski örnek metinlere göre hareket etmeyin.

Ücret ödenip ödenmeyeceği, ödenecekse tutarın nasıl belirlendiği ilanda yazıyorsa görüşmelerin yarısı kısalıyor. Yazmayan ilanlarda ise ilk soru bu oluyor ve iki taraf da hazırlıksız yakalanıyor.

Staj bitince ne olacak

Bölgedeki ekiplerin bir kısmı stajı sessizce bitiriyor, öğrenci de ilişkinin bittiğini varsayıyor. Oysa ilk iş teklifinin en ucuz geldiği an tam burası. Üç ay birlikte çalışılmış, kod tabanı öğrenilmiş, iletişim biçimi oturmuş bir kişiyi işe almak, sıfırdan aday aramaktan çok daha az zaman alıyor.

Teklif verilemeyecek durumda olan işveren için de yapılacak bir şey var: staj sonunda ne öğrendiğini ve neyi eksik bulduğunu yazılı olarak söylemek. Bu not, öğrencinin bir sonraki başvurusunda işine yarıyor; işveren tarafında ise bölgede iyi bir ad bırakıyor. Küçük şehirlerde bu adın dolaşım hızı, herhangi bir ilan bütçesinden yüksek.

Bir de görünmeyen kazanç var. Stajyere kod tabanını anlatmak zorunda kalan ekip, kendi kurduğu düzenin nerelerinin açıklanamaz hale geldiğini fark ediyor. "Burayı neden böyle yaptık" sorusuna cevap verilemeyen her yer, aslında bir süredir borç biriktiren yer. Bölgedeki birkaç ekip, staj dönemlerini bu yüzden bilerek yılın belli bir ayına sabitlemiş durumda: yılda bir kez, dışarıdan bakan biri gelsin diye.

Küçük bir ekip bugün ne yapabilir

Sırayla üç şey: ilanı görev içeren bir metne çevirmek, kurulum belgesini ve "ilk görevler" listesini bir öğleden sonrada yazmak, stajyer başına tek bir mentor atamak. Bunların hiçbiri bütçe gerektirmiyor, üçü birden bir günü geçmiyor. Karşılığında elde edilen şey, staj döneminin sonunda "bu kişiyi işe alalım mı" sorusuna gerçekten cevap verebilecek kadar veri toplamış olmak.

Bunlar da ilgini çekebilir