egebit
Enerji5 Eylül 20264 dk okuma

Manisa OSB'de enerji izleme: fatura okumaktan öteye geçmek

Fatura tesisin tamamını tek kalem gösterir. Enerji giderini gerçekten yönetmek için hangi soruların sorulacağını ve o soruların hangi ölçümle cevaplandığını anlatıyoruz.

Bir üretim tesisinin enerji gideri hakkında bilinen tek şey, çoğu zaman ay sonunda gelen tutardır. Tutar yükseldiğinde sorulan sorular da hep aynı üçü oluyor: tarife mi değişti, üretim mi arttı, yoksa bir yerde kaçak mı var. Faturaya bakarak bu üç sorudan hiçbirine cevap verilemez, çünkü fatura tesisin tamamını tek kalem olarak görür. Ege'deki organize sanayi bölgelerinde enerji konuşulurken kaybedilen zamanın büyük kısmı da tam burada, elde veri yokken yürütülen tartışmalarda geçiyor.

Fatura tek sayı verir, tesis tek iş yapmaz

Bir fabrikada elektriği tüketen şeyler birbirine hiç benzemez. Kompresör sürekli çalışır, enjeksiyon makinesi kalıp değişiminde durur, fırın ısınırken çok çeker sonra rejime girer, aydınlatma ve iklimlendirme mevsime bağlıdır. Bunların toplamı tek bir sayıya indiğinde, o sayının hangi kalemden dolayı arttığını anlamanın yolu kalmaz.

Ölçüm eklemeden önce yapılabilecek tek işlem faturanın kendi içindeki ayrımı okumaktır. Aktif tüketim, reaktif kalemler, güç aşımı ve dağıtım bedelleri ayrı satırlardır ve bunların hangisinin arttığı bile başlı başına bir bilgidir. Aktif tüketim artmadan toplam tutarın yükseldiği bir ay, sorunun makinede değil sözleşmede ya da kompanzasyonda olduğunu söyler.

Önce sorulacak soru, sonra alınacak sayaç

Sahada en sık yapılan hata, ölçüm işine cihaz alarak başlamak. Panoya on iki analizör takılıyor, veriler bir yere akıyor, sonra o verilere kimse bakmıyor. Çünkü baştan cevabı aranan bir soru yoktu.

İşe yarayan sıralama tersi: önce karar verilecek şey yazılır, sonra o kararı verdirecek ölçüm konur. Birkaç örnek soru:

  • Gece ve hafta sonu, üretim yokken tesis ne çekiyor? Bu sayı boşta yanan yükün tamamıdır ve genellikle kimsenin tahmininden yüksektir.
  • Bir ürünün birim enerjisi ne? kWh'yi o ay üretilen adede veya kiloya bölmek, kur ve tarife etkisini dışarıda bırakan tek göstergedir.
  • Puant saatlerde hangi makine çalışıyor? Kaydırılabilir bir iş varsa, hiçbir yatırım yapmadan tarife farkı kazanılır.
  • Kompresör hattında kaçak var mı? Üretim durmuşken kompresörün devreye girme sıklığı bunu doğrudan gösterir.

Bu soruların her biri tek bir ölçüm noktasına karşılık gelir. Dördü için dört sayaç yeter; kırk sayaç gerekmiyor.

Bölgede en sık görülen üç ölçüm hatası

Birincisi, ana sayacın verisiyle alt sayaçların toplamının tutmaması ve bunun hiç kontrol edilmemesi. Aradaki fark, ölçülmeyen yükün büyüklüğüdür ve o fark izlenmediği sürece sistem yanlış cevap üretmeye devam eder.

İkincisi, verinin yalnızca anlık gösterilmesi. Ekranda o anki güç değeri dönüyor ama geçmiş saklanmıyor. Enerji işi geçmişle karşılaştırma işidir; kaydı olmayan ölçümün karar değeri yoktur.

Üçüncüsü, üretim verisiyle eşleştirilmemesi. kWh tek başına yorumlanamaz. Aynı ay içinde üretim yüzde otuz arttıysa tüketimin artması beklenen sonuçtur. Anlamlı olan, birim başına düşen enerjinin nereye gittiğidir.

Yük profili, faturadan çıkmayan tek bilgidir

Sayaçların büyük bölümü tüketimi on beş dakikalık dilimler halinde kaydeder ve bu kayıt tedarikçiden istenebilir. Fatura bu dilimlerin toplamını gösterir; asıl bilgi ise dağılımın kendisindedir. Aynı toplam tüketim, gün içine yayılmış olarak da, birkaç saatte sıkışmış tepeler halinde de oluşabilir ve ikisinin maliyeti aynı değildir.

Profil elde edildiğinde bakılacak üç şey var: günün hangi saatinde tepe oluştuğu, tepenin sözleşme gücüne ne kadar yaklaştığı ve üretim durduğu saatlerde eğrinin sıfıra inip inmediği. Üçüncüsü boşta yükü gösterir ve genellikle en hızlı kazanç buradan çıkar, çünkü kapatılabilecek bir yük söz konusudur.

Reaktif ve güç aşımı ayrı bir başlıktır

Bu iki kalem tüketimden değil, tesisin şebekeye karşı davranışından doğar. Kompanzasyon panosu bakımsız kaldığında ya da kondansatörler kapasite kaybettiğinde fatura, tüketim hiç artmadan yükselebilir. Aynı şekilde sözleşme gücünün üzerine çıkan kısa süreli bir tepe, aylık tutara ayrı bir kalem olarak yansır.

Reaktif sınırlar, güç aşımı hesabı ve bunlara uygulanan oranlar düzenlemeyle belirlenir ve dönem dönem değişir. Bu yazıda bilerek oran verilmiyor. Faturanızdaki kalemin adını not edin ve güncel değeri hem tedarikçinizden hem de EPDK'nın yürürlükteki düzenlemesinden doğrulayın.

Kontrol edilmesi gereken pratik şey şu: kompanzasyon panosunun kaç yıldır bakım görmediği ve kondansatör gruplarının devreye girip girmediği. Bu iki bilgi, elektrikçiyle yarım saatlik bir kontrolle çıkar.

Veri nereye yazılacak

Analizörlerin çoğu Modbus üzerinden veri veriyor ve bu veriyi toplayan hazır yazılımlar var. Ancak sahada işleyen çözümlerin ortak özelliği, yazılımın markası değil, verinin kimin baktığı bir yere düşmesi. Aylık bir tabloya düşen dört sayı, kimsenin açmadığı bir panodan daha fazla iş görüyor.

Küçük tesisler için tabloya elle işlenen aylık dört kalem yeterli olabilir: toplam kWh, üretim adedi, birim enerji, boşta yük. Bu dördü on iki ay boyunca yan yana yazıldığında, trend kendini gösteriyor. Otomatik toplama, elle tutulan defterin okunmaya başladığı noktada anlamlı hale gelir; öncesinde değil.

Nereden başlanır

Yeni yatırım gerektirmeyen sıralama şöyle: son on iki ayın faturaları kalem kalem bir tabloya çıkarılır, aynı aylara ait üretim adetleri yanına yazılır ve birim enerji hesaplanır. Bu tablo tek başına, bir sonraki adımın ölçüm mü, kompanzasyon bakımı mı, yoksa sözleşme görüşmesi mi olduğunu söylüyor.

Ondan sonra ölçüm gelir; ama yalnızca cevabı aranan sorunun bulunduğu noktaya. Enerji izlemede işletmelerin çoğunu yavaşlatan şey, veri eksikliği değil, hangi veriyle ne kararının verileceğinin baştan yazılmamış olması.

Bunlar da ilgini çekebilir